Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Kaynakları potansiyeli ve Hun Biyogaz

Dünyamızda enerji ihtiyacı her yıl yaklaşık olarak %4-5 oranında artmaktadır.Buna karşılık bu ihtiyacı karşılamakta olan fosil yakıt rezervi ise çok daha hızlı bir şekilde tükenmektedir.Şu anki enerji kullanım koşulları göz önüne alınarak yapılan en iyimser tahminlerde bile en geç 2030 yılında petrol rezervlerinin büyük ölçüde tükeneceği ve ihtiyacı karşılayamayacağı görünmektedir.Kömür için şu anki rezervlerle yaklaşık 80-100 yıl ,doğalgaz içinse yine yaklaşık 100-120 yıllık bir kullanım süresi tahmin edilmektedir.
Ayrıca fosil yakıtların kullanımı dünya ortalama sıcaklığını da son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırmış,yoğun hava kirliliğinin yanı sıra milyonlarca dolar zarara yol açan sel/fırtına gibi doğal afetlerin gözle görülür biçimde artmasına sebep olmuştur.

Fosil yakıtlar içindeki karbon havadaki oksijen ile birleşerek CO2 (tam yanma halinde) veya CO (yarım yanma halinde veya yanma havasının az olması) gazları ortaya çıkmaktadır. Yine yakıt içerisinde eser miktarda bulunan kurşun, kükürt gibi elementler yanma sıcaklığında oksijen ile birleşerek insan sağlığı açısından önemli tehdit oluşturan bileşikler (SOx,PbO, NOx…) oluşturmaktadır. Bu yanma ürünleri atmosfere bırakılmakta ve atmosfer içerisinde birikmektedir. Fotosentez, çürüme gibi tabii dönüşümler bu birikime engel olabilse de, aşırı yakıt tüketimi kısa süreli bir birikime neden olmaktadır. Atmosfer içinde biriken yanma gazları güneş ve yer
arasında tabii olmayan katman meydana getirmekte, insan ve bitki hayatı üzerinde negatif etkiye neden olmaktadır. Sera Etkisi (Isı enerjisinin karbondioksit gibi gazlar tarafından emilip atmosferde alıkonmasıyla ortaya çıkan ısı artışı) olarak ta bilinen bu etki ve insan sağlığı bugün önemle üzerinde durulan olgulardır.

Tüm bu gerçekleri göz önüne aldığımızda Türkiye’nin enerji ihtiyacının oldukça önemli bir bölümünün Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesi dışa bağımlılığımızı azaltacaktır. Rüzgar, hidro ve Biyokütle gibi yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması istihdam açısından çok önemlidir. Önemsenmesi gereken diğer bir konu ise bu güne kadar atıklardan devletin kasasına hiçbir gelir vergisi ve kdv girmemesidir. Ülkemizde büyük bir atıl atık kapasitesi vardır. Büyük baş hayvan atıkları, kanatlı atıkları, ormansal ve tarımsal atıklar, arıtma çamurları, pirinç kabukları, otel ve yemek fabrikaları atıkları, sera atıkları, meyve ve sebze fabrikası atıkları, hal atıkları, mezbaha atıkları, tıbbi atıklar ve şehir çöpleri BİYOGAZ ve GAZLAŞTIRMA tesisleri için hammadde kaynaklarıdır.

Elektrik, ısı, organik gübre, organik toprak düzenleyicisi, asfalta katkı maddesi olan kül gibi bir çok ürünü aynı anda üretebilen bu tesisler ülkemizin vergisel kaynaklarına çok büyük bir destek olacaktır. Kayıtlı ekonominin gelişmesine katkısı olacak,mühendis ve teknisyen kadrolarına iş imkanı sağlayacaktır.